ÖZET
Alman heykeltraş, sanat eğitimcisi ve kuramcısı olan  Joseph Beuys modern sanata getirdiği yeni yaklaşımlarla bilinen çok ünlü bir eylem ve performans sanatçısıdır. Beuys’un çetin şartlarda geçen çocukluğu ve 2. Dünya Savaşına pilot olarak katılımı onun fikir dünyasının gelişmesinde rol oynarken sanatını da biçimlendirmiştir. Her ne kadar tartışmalı olsa da Joseph Beuys’a ait en bilindik hikayesi olan uçak kazası ve Kırım Tatarları arasında kalışı, sanatta kullandığı malzemelerden sanat felsefesine kadar etki etmiştir. Özellikle, eserlerinde yağ ve keçe malzemelerini Nazizm’in toplumda açtığı yaraların tedavisini sembolize etmek için kullanırken, şamanizmin mistik ve manevi tarafından da etkilendiği görülür. Fluxus akımı ile olan irtibatlı olduğunu görürüz lakin akımın Beuys’un sanat felsefesinde önemli yeri olsa da bu akım ile fikir ekseninde farklılıklar barındırır. Fluxus akımını fazla anarşik bulan Beuys, sanatı toplumu iyileştirecek bir güç olarak görür. Hatta öyle ki sanat eğitiminin toplumsal olarak herkese verilmesinin zorunlu olması gerektiğine inanırken, sanatın çalışılarak öğrenilebileceğini öne sürer. 1973 yılındaki “Bir Saha Kimliği Arıyorum” makalesinde her insanın sanatçı olabileceğini dile getirir. Her insan bir sanatsal potansiyel taşıyabileceğini ve yaptığı çalışmalar kendi farketmese de başkaları tarafından sanat olarak değerlendirilip sanatsal bağlama alınabileceğini de iddia eder. Bu bağlamda insanın toplumsal bir heykel olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca sanat felsefesinin oluşumunda antropozofi’nin kurucusu Rudolf Steiner’in Özgürlük Felsefesi kitabı ve özgürlük iradesi fikri yer alır. Özellikle performans sanatı bağlamında pek çok eser oluşturup sunan Beuys, sanatın politik bir güç haline gelmesi gerektiğini öne sürerken, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ne kapitalizmin ne de sosyalizmin tam olarak toplumsal sorunlara çare olacağını belirterek bir üçüncü yol tutulması gerektiğini söyleyen ilk figürdür. Politika ile ilgilenmiş ve eylem sanatı gösterileri ile yeri geldiğinde tutumunu dile getirmiştir. Eğitimci yanı ile de geleneksel anlayışı sarsan Beuys, kontenjan sınırının Alman anayasasına aykırı olduğunu dile getirip derslerine herkesin katılabileceğini ifade etmiştir. Bu tavrı ile hem sanat eğitimini aldığı hem de 11 yıl öğretim üyesi olarak görev yaptığı Düsseldorf Güzel Sanatlar akademisinden atılmıştır. Eğitimi de bir sanat olarak görmüş, herkesin kendi fikirlerini dile getirip yaptığı sanatın sorumluluğunu almasını isteyerek sanatçıya bir sorumluluk vermiş ve bu bağlamda Fluxus akımı ile ayrışmıştır. Her şeyin realist bakış açısıyla çözümlenemeyeceğini hayatın ezoterik ve mistik bir tarafının da olduğunu belirtmekten de geri durmamıştır. Destekçilerini ve öğrencilerini ayrı tutarsak, yaşadığı yıllarda Alman toplumu Nazi geçmişinden uzak kalmak istediği kadar Beuys’tan da uzak kalmak istemiş olsa da 23 Ocak 1986 yılında ölümünden sonra fikirleri ve eserlerinin değerini kavramıştır. Bu makale de Joseph Beuys’un arkasında bıraktığı önemli eserlere yer verilirken, sanatçının dünya sanatına etkisi, Fluxus akımı ile ilişkisi, sanat felsefesi, politik görüşü ve eğitimci yönü anlatılmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Joseph Beuys, Fluxus, Toplumsal Heykel
Not: Yıldız Teknik Üniversitesi, S.B.E., İnteraktif Medya Tasarımı Y.L. programı, Multimedya ve Kavramsal Sanat dersi için hazırladığım bir makalenin düzenlenmiş versiyonudur.

Tüm makaleyi indirmek için tıklayın

Bunları da beğenebilirsiniz - You may also like

Back to Top